TÜSİAD'ın demokratikleşme ve hukuk devleti konularındaki faaliyetleri çerçevesinde düzenlenen “Demokrasinin İşleyişi ve Hukuk Devleti” konferansı 14 Ocak 2014 tarihinde The Marmara Oteli’nde gerçekleşti.
Toplantının açılış konuşması TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Yılmaz tarafından gerçekleştirildi.
Muharrem Yılmaz konuşmasında, demokrasi ve hukuk devleti ilişkisinin demokratik standartların en önemli belirleyicisi olduğunu belirtti. Hukuk devletinin kalitesinin, demokrasinin sürdürülebilmesi ve içselleştirilmesi sürecinde önemli rol oynadığını ifade eden Yılmaz, son dönemlerde başlattıkları programlarla, yaptıkları çalışmalarla, bu alandaki tartışmalara yardımcı olmaya ve ışık tutmaya çalıştıklarını kaydetti. Demokrasiye anlamını kazandıran prensibin hukuk devleti olduğunu vurguladıklarını anımsatan Yılmaz, şunları söyledi: "Hukuk devleti, insan haklarına dayanan, insan haklarını koruyan, güçlendiren ve en önemlisi kendisi de koyduğu kurallarla bağlı olan devlettir. Kendi kuralına uymayan devlete ise hukuk devleti dememiz mümkün değil, bu yapıya kanun devleti de denemez. Literatür böyle bir yapıya ancak 'polis devleti' tanımı yapmaktadır. Hukuk devletini niteleyen en önemli unsur, devletin tüm işlem ve eylemlerinin yargının denetimine tabi olmasıdır.”
TÜSİAD'ın maalesef uzun zamandır hukuk devletinin Türkiye'deki uygulama sorunlarını, özellikle hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı ve adil yargılanma hakkı açısından aksaklıkları çeşitli çalışmalarla dile getirdiğini ifade eden Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: "Maalesef diyorum, çünkü geriye doğru bakınca ve bugünkü tartışmaları da dikkate alınca, ancak bir arpa boyu yol aldığımızı görmekten üzüntü duyuyorum. Örnekler vermek, eski dosyaları açmak istemem, ancak bir örnek var ki değinmeden geçmem mümkün değil. Size, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Yücel Aşkın'ın tutukluluğu ve Üniversite Genel Sekreter Yardımcısı merhum Enver Arparlı'nın tutuklu olduğu dönemde cezaevinde canına kıyması olayını hatırlatmak istiyorum. Bu dramatik olayda TÜSİAD olarak adil yargılanma ilkelerini savunduğumuzda yargıya müdahale gerekçesiyle Anayasaya aykırı davrandığımız iddia edilmişti. Ne ilginçtir ki bugün uzun tutukluluğun, temel hak ve özgürlükleri nasıl kısıtladığı, neredeyse on yıl sonra yine Anayasa Mahkemesi tarafından tescil edildi. Geç de olsa, küçük de olsa, hukukun üstünlüğü adına somut bir adım."
Bugün yine merkezinde yargının olduğu sert bir tartışma ve cepheleşmeye şahit olunduğuna dikkati çeken Yılmaz, "Yargının bir güç mücadelesi alanı haline geldiği, hukukun, siyasi mücadelenin bir aracı haline getirildiği, ağır bir gündem ile karşı karşıyayız" diye konuştu. Tartışmanın çeşitli boyutlarının bulunduğunu vurgulayan Yılmaz, şunları kaydetti: "Yargının bağımsızlığı, tarafsızlığı, rüşvet ve yolsuzluk iddiaları ve ilk defa duyduğumuz bir 'paralel devlet' olgusu. Derin devlet olgusunu uzunca bir süredir duyuyorduk, şimdi bir de paralel devletin varlığını tartışmaya başladık. Son günlerde sıklıkla duyduğumuz bir kavram olan 'paralel devlet' ibaresini ve etrafındaki tartışmaları kaygıyla izliyoruz. Paralel yapıların konuşulduğu, devletin temel kurumlarının sorgulandığı bir duruma düşmüş olmaktan da büyük bir üzüntü duyuyoruz, kabullenemiyoruz, benimsemiyoruz. İçinde bulunduğumuz tartışma alanında yeni hiçbir konu yok. Bugün yargı bağımsızlığından, adil yargılanma ilkelerine, hukuk devleti gerekliliklerinden yolsuzluk ve rüşvet konularına kadar tüm alanlardaki eksiklerimiz, üyesi olmayı planladığımız AB'nin her sene Türkiye için hazırladığı ilerleme raporlarında yer alan eleştirilerdir.”
TÜSİAD olarak, bize 'kendi işine bak' uyarısı yapılırken bile bu temel uyarıları yapmaktan biz hiç geri durmadık. Adil yargılanma ilkelerini savunurken 'kurunun yanında yaş da yanar' gibi utanılması gereken söylemleri hiç dikkate almadık. Ne ilginçtir ki adil yargılanma ile ilgili uyarılarımız, bugün garip tesadüflerle ve gecikmiş olarak vicdanları yaralamaya başladı. Çeşitli vesilelerle gündeme getirdiğimiz ve bu dönemde programımızın önemli başlıklarından biri olarak ele aldığımız yolsuzluk ve rüşvet konusu da ağır bir itibar kaybı ile karşımıza çıktı."
Yılmaz, bugün aslında temel olarak demokrasi ve hukuk devleti alanındaki eksiklerin sıkıntısının yaşandığını ifade ederek, "Sıkıntı, erkler arasında önemli bir çatışma ve çekişmeye dönüşmüş durumdadır. Bir erkin diğer erk üzerinde hali hazırda sahip olduğu ve olmaması gerektiğini düşündüğümüz etkisini biraz daha artırarak çözmeye çalışmak, gelecekteki yeni sorunların sebebi olabilir" dedi. Hem 1982 Anayasasına ilişkin hem de 2010 Anayasa değişikliğinde sakıncalarına işaret ettikleri HSYK modelini bir kez daha değiştiren gündemdeki kanun teklifinin, söz konusu çatışmayı yürütmenin yargı üzerindeki etkisini biraz daha artırarak aşmaya çalıştığını belirterek, "Böylelikle, kanun teklifi, bağımsızlığı zaten tartışmalı olan HSYK yapısına yeni sorunlar ilave etmektedir. Çözüm, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığını gerçekten sağlayacak bir anayasal reformda yatmaktadır" şeklinde konuştu.
Toplantıda, moderatörlüğünü TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Parlamento İşleri ve Siyasi Reformlar Komisyonu Başkanı Haluk Dinçer’in gerçekleştirdiği bir panel düzenlendi. ABD Barolar Birliği (ABA) Başkanı James R. Silkenat ve Türkiye Barolar Birliği Başkan Danışmanı Prof. Dr. Necdet Basa panelde birer konuşma gerçekleştirdi.