TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Sosyal Politikalar Komisyonu Başkanı Memduh Boydak’ın “İşgücü Piyasası Kurumları, Politikaları ve Performansı: Türkiye’de Esneklik ve Güvence” Raporu Tanıtım Toplantısı Açılış Konuşması

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Sosyal Politikalar Komisyonu Başkanı Memduh Boydak’ın “İşgücü Piyasası Kurumları, Politikaları ve Performansı: Türkiye’de Esneklik ve Güvence” Raporu Tanıtım Toplantısı Açılış Konuşması

Sayın Konuklar, Değerli Basın Mensupları,

TÜSİAD Yönetim Kurulu adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Koç Üniversitesi-TÜSİAD Ekonomik Araştırma Forumu tarafından yayımlanan “İşgücü Piyasası Kurumları, Politikaları ve Performansı: Türkiye'de Esneklik ve Güvence” başlıklı raporun tanıtım toplantısına hoş geldiniz.

 

Sözlerime Soma’daki maden ocağında hayatını kaybeden madencilerimize Allah’tan rahmet, kederli aile ve yakınlarına başsağlığı dileyerek başlamak istiyorum. Kazanın hemen ardından TÜSİAD olarak belirttiğimiz gibi, ölümlü iş kazası ne madencinin alın yazısıdır ne de ölümle sonuçlanan bu felaket madencilik mesleğinin bir gereğidir. Bu olaya ilişkin detaylı soruşturma yapılmalı, ilk günden beri söylediğimiz gibi bir daha yaşanmaması için gerekli dersler çıkarılmalı ve ivedilikle hayata geçirilmelidir.

 

İş sağlığı ve güvenliği, insani bir sorumluluktur, temel bir insan hakkıdır. Herkes sağlıklı ve güvenli bir ortamda çalışma hakkına sahiptir. Tüm işverenler, çalışanlar ve kamu kesiminin işbirliğiyle, güvenli ve sağlıklı çalışma koşullarını yaratmak zorundayız. Türkiye’nin ölümcül iş kazalarında geldiği nokta bizce kabul edilebilir bir durum değildir. İş kazaları genellikle ihmal ve bilinçsizlikten kaynaklanıyor, çözümü ise daha sorunu doğmadan önlemekten geçiyor. Bu yüzden, “önleme” anlayışının hakkını vererek, içselleştirerek hayata geçirmek gerekiyor diye düşünüyoruz.

 

Sayın Konuklar,

 

Son on yıldır yaptığımız çeşitli araştırmalar ve konferanslarla, Türkiye’de işgücü piyasasının yapısal özelliklerini masaya yatırıyoruz. İşgücüne katılımı ve istihdamı geliştirecek politikalar ile ilgili tartışmalara katkıda bulunmaya çalışıyoruz. Eğitim yoluyla vasıf uyumu sağlanması, kadın istihdamının geliştirilmesi, istihdam üzerindeki yüklerin hafifletilmesi, iyi çalışma koşullarının oluşturulması, üzerinde çalıştığımız başlıklardan bazılarını oluşturuyor.

 

Koç-Üniversitesi-TÜSİAD Ekonomik Araştırma Forumu çalışmaları kapsamında, Yaşar Üniversitesi Öğretim Üyesi Sayın Anıl Duman tarafından hazırlanan “İşgücü Piyasası Kurumları, Politikaları ve Performansı: Türkiye'de Esneklik ve Güvence” başlıklı raporun da ülkemizde işgücü piyasası politikalarına katkı sağlayacak bir çalışma olduğuna inanıyoruz.

 

Avrupa Birliği’nde, hem Avrupa Komisyonu hem de sosyal taraflar, uzun süredir, esneklik ve güvence boyutunu dikkate alan, dengeli çözümlere ilişkin politikalar arayışındalar. Türkiye de elbette bu tartışmaların dışında kalmamalıdır diyoruz.

 

Güvenceli esnek çalışma derken, hiçbir kurala ve güvenceye tabi olmayan bir çalışma biçimini kast etmiyoruz. TÜSİAD’ın böyle bir yaklaşımı benimsemesi söz konusu değildir. Esnek çalışma modelleri bir norm değildir, bir alternatiftir. Güvenceli esnekliğin arkasındaki felsefeyi şöyle anlıyoruz: Gelişmiş güvenlik ağları var olduğu takdirde, esneklik, çalışanların ve işverenlerin değişimlere karşı daha hazırlıklı olmasını sağlamaktadır. Elbette, güvenceli esnekliğin bazı önemli diğer politikalarla birlikte uygulanması gereklidir. Örneğin eğitim yoluyla vasıf uyumu sağlanması, iş arama etkinliğinin güçlendirilmesi, hayat boyu öğrenme stratejilerinin ve aktif işgücü programlarının yaygın ve etkili şekilde uygulanması gibi. Ayrıca, modern sosyal güvenlik ve sosyal koruma sistemlerinin var olması gerekir. Güvenceli esneklik, bu politika ve sistemler ile birlikte anlam kazanır diye düşünüyoruz. Nitekim, bugün tanıtımı yapılacak raporun bulgularından birisi, Türkiye'de hem esnekliğin hem de güvencenin arzu edilen seviyelerin uzağında olmasıdır. Bu da ülkemizde güvenceli esnekliğin uygulanabilmesi için biraz önce vurguladığım hususların dikkate alınması gerektiğini bize göstermektedir.

 

Bu süreçte, tarafların endişelerini gidermek ve kendi yol haritamızı geliştirmek için sosyal diyalog önkoşuldur. Çalışma yaşamı ile ilgili düzenlemeler doğrudan insanla alakası olması nedeniyle hassasiyetle ele alınmayı gerektirmektedir. Uzlaşma kültürünün en önemli aracı da sosyal diyalogdur. Çalışma barışı, etkin ve adil bir işgücü piyasası ve sürdürülebilir büyüme hedeflerine ulaşmak açısından, sosyal diyalog mekanizmalarının çok iyi şekilde işletilmesi gerektiğine inanıyoruz.

 

Türkiye’de çalışanların önemli bir kısmının sosyal güvenlik haklarından, sendikal haklardan, asgari ücretten yoksun bir şekilde çalışmaktadır. Türkiye’nin toplumsal refah hedefinin en önemli unsurlarından biri, çalışma yaşamının daha iyi standartlara kavuşturulabilmesi olmalıdır. Çalışma yaşamı ile ilgili düzenlemeler, küresel ekonomik koşullar çerçevesinde, istihdam üzerinde yeni yükümlülükler getirmeden, sosyal taraflarca tartışılarak ve bütüncül bir yaklaşım çerçevesinde yürürlüğe konmalıdır. Bu bütüncül yaklaşım çerçevesinde, bir yandan kolektif hakların geliştirilmesi üzerinde çalışılırken, diğer yandan istihdam üzerindeki vergi, prim, tazminat gibi yüklerin hafifletilmesi ve kayıt dışı ile mücadelenin kararlılıkla sürdürülmesi gerekir.

 

Sözlerime son verirken, raporumuzun yazarı Sayın Duman’a, Koç Üniversitesi-TÜSİAD Ekonomik Araştırma Fonu’na, toplantımıza katılan çok değerli panelistlerimize ve bu toplantının gerçekleşmesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.

 

Faydalı bir toplantı olmasını dilerim.

 

 

Verdiğimiz hizmetleri geliştirmek amacıyla çerezler kullanıyoruz. Daha fazla bilgiye bu linklerden ulaşabilirsiniz: