TÜSİAD Rekabet Hukuku Bülteni – Eylül 2026

Rekabet Bulteni

Rekabet Hukuku Bülteni, Rekabet Hukuku Çalışma Grubu altında faaliyet gösteren Bülten Alt Çalışma Grubu tarafından her ay hazırlanmaktadır. Yurtiçi ve yurtdışında rekabet hukuku alanında yaşanan gelişmeleri derleyen bülten, TÜSİAD üyeleri ile düzenli olarak paylaşılmaktadır.

TÜRKİYE

Rekabet Kurumu, İlaç Sektöründe Rekabet Çalıştayı Düzenledi

Rekabet Kurumu (Kurum), 21 Eylül 2026 tarihinde Ankara’da “İlaç Sektöründe Rekabet Çalıştayı” düzenledi. Çalıştayda, Kurum’un 10 Ağustos 2026 tarihinde yayımladığı İlaç Sektör İncelemesi Ön Raporunda (Ön Rapor) yer alan tespit ve politika önerileri kamu, akademi ve sektör temsilcileriyle birlikte değerlendirildi.

Kurum Başkanı Birol Küle’nin açılış konuşmasıyla başlayan Çalıştay üç oturumdan oluştu. İlk oturumda Ön Rapordaki temel tespit ve değerlendirmeler ele alınırken, kamu temsilcilerinin katıldığı oturumda ilaç sektöründe rekabet ve regülasyonun geleceği; özel sektör ve diğer paydaşların katıldığı oturumda ise rekabet, yatırım, inovasyon ve ilaca erişim arasındaki denge tartışıldı.

Rekabet Kurulu’nun 8 Aralık 2021 tarihli kararıyla başlatılan sektör incelemesi kapsamında hazırlanan Ön Rapor üç temel alana odaklanmaktadır: (i) patent koruması, fikri mülkiyet hukuku ve rekabet hukuku arasındaki ilişki, (ii) sağlık, güvenlik ve erişilebilirliği düzenleyen mevzuatın rekabetçi yapı ile etkileşimi ve (iii) kamuda ilaç tedarik yöntemlerinin dönüşümü ile dağıtım seviyesindeki dikey ilişkiler. Bu kapsamda atipik rekabet ihlalleri, münhasırlık uygulamaları, fikri mülkiyet haklarının kullanımı ve düzenleyici çerçevenin manipülasyonu yoluyla ortaya çıkabilecek rekabet sorunları incelenmekte; mevcut idari, hukuki, ekonomik ve kurumsal yapıyı köklü biçimde değiştirmeden uygulanabilecek hedefe yönelik politika önerileri sunulmaktadır.

Çalıştayda da Ön Rapordaki bu eksenler doğrultusunda patent ve rekabet ilişkisi, pazara giriş koşulları, dağıtım aşamasındaki münhasırlık uygulamaları, kamu ilaç alımlarında rekabet, geri ödeme sistemi ve Kamu Kurum İskontosu başta olmak üzere sektördeki güncel rekabet meseleleri kapsamlı biçimde ele alındı.

DÜNYA

Avrupa Komisyonu, Hâkim Durumun Dışlayıcı Kötüye Kullanılmasına İlişkin Kılavuzu Kabul Etti

Avrupa Komisyonu (Komisyon), 3 Eylül 2026 tarihinde Avrupa Birliği’nin İşleyişine Dair Antlaşma’nın (TFEU) 102. maddesine ilişkin Kılavuz’u (Kılavuz) kabul etti. Kılavuz, hâkim durumdaki teşebbüslerin dışlayıcı nitelikteki davranışlarını konu almaktadır. Mart 2023’te başlayan hazırlık süreci, Ağustos 2024’te taslak metnin kamuoyu görüşüne açılması ve Şubat 2025’te paydaş çalıştayı düzenlenmesiyle devam etmişti. Kılavuz, Komisyonun dışlayıcı kötüye kullanmalara ilişkin uygulama önceliklerini belirleyen 2008 tarihli Rehberinin yerini almaktadır. Bu Rehber, Kılavuzun Avrupa Birliği Resmî Gazetesi’nde yayımlanmasından 30 gün sonra uygulanmayacaktır.

Kılavuz, hâkim durumun tespitine ve dışlayıcı kötüye kullanmanın değerlendirilmesine ilişkin ilkeleri AB mahkemelerinin içtihadına dayanarak ortaya koymaktadır. Komisyon, Kılavuzla hukuki belirliliği artırmayı, teşebbüslerin uyumunu kolaylaştırmayı ve AB genelinde tutarlı bir uygulama sağlamayı amaçlamaktadır. Hâkim durumun tespiti bakımından Kılavuz, pazar payı %40’ın altında kalan teşebbüslerin hâkim durumda bulunmasının genellikle olası olmadığını belirtmektedir. Bununla birlikte, daha düşük pazar paylarında da hâkim durum tespit edilmesi mümkündür. Kılavuz bu konuda ekosistemler, veriye bağlı giriş engelleri ve ikincil pazarlarda (aftermarkets) hâkim duruma ilişkin ayrıntılı açıklamalar da içermektedir.

Kötüye kullanmanın değerlendirilmesi bakımından ise Kılavuz, bir davranışın kötüye kullanma oluşturması için meşru rekabetten (competition on the merits) ayrılması ve dışlayıcı etki doğurmaya elverişli olması gerektiğini belirtmektedir. Kılavuzda fiyata dayalı ve fiyat dışı davranışlar ile bu iki unsuru birlikte barındıran davranışlar ayrı ayrı ele alınmaktadır. Bu çerçevede yıkıcı fiyatlama, fiyat sıkıştırması ve münhasırlık koşuluna bağlı olmayan indirimler gibi fiyata dayalı davranışlarda dışlayıcı etkilerin değerlendirilmesi genellikle aynı derecede etkin rakip testine (as-efficient competitor test) dayanmaktadır. Fiyat dışı davranışlarda ise Komisyon başka etki analizlerine de başvurabilir. Komisyon, zarar teorisinin değerlendirmede dikkate alınacak unsurların belirlenmesindeki önemini vurgulamakla birlikte tüketicilerin doğrudan zarara uğradığının ispatının hukuken gerekli olmadığını belirtmektedir.

Kılavuz, belirli davranışlarda ispat yükünü hâkim durumdaki teşebbüse geçiren karinelere de yer vermektedir. Buna göre hâkim durumdaki teşebbüsün münhasır uygulamaların tarafı olması, davranışın etkin rekabeti bozduğu yönündeki karinenin uygulanması için yeterlidir. Bununla birlikte teşebbüs, idari süreçte yeterli delil sunarak bu karinenin aksini ortaya koyabilir. Yıkıcı fiyatlamada ise ilgili maliyet ölçütlerinin altında fiyatlama yapılması, etkin rekabetin bozulduğunu ortaya koymak için yeterli görülmektedir.

Kılavuzda ayrıca yıkıcı fiyatlama, fiyat sıkıştırması, indirimler, bağlama ve paket satış, erişim kısıtlamaları, işlem yapmayı reddetme, kendi ürününü kayırma ve münhasır anlaşmalar gibi davranış türlerine ilişkin ayrıntılı açıklamalar yer almaktadır. Kılavuz, objektif gereklilik ve verimlilik savunmalarını da Ağustos 2024 tarihli taslağa kıyasla çok daha ayrıntılı şekilde düzenlemektedir. Komisyon, Kılavuzun mevcut içtihat ve uygulamayı sistematik hale getirdiğini, bu nedenle uygulamada yüksek düzeyde süreklilik beklendiğini belirtti.


Komisyon, Birleşmelerin Dinamik Etkilerine İlişkin Ekonomik Çalışmayı Bir Çalıştayda Ele Aldı

AB Birleşme Kılavuzu’nun revizyonu kapsamında 11 Eylül 2026 tarihinde Brüksel’de bir ekonomi çalıştayı düzenlendi. Akademisyenler ve Komisyon yetkililerinin katıldığı çalıştayda, Komisyonun 24 Ağustos 2026 tarihinde yayımladığı Birleşmelerin Dinamik Etkilerine İlişkin Ekonomik Çalışma (Economic Study on Dynamic Effects of Mergers) ele alındı.

Oxera tarafından hazırlanan Çalışma, birleşmelerin inovasyon ve yatırım, pazara giriş ve çıkış ile gelecekteki ürün pazarlarındaki rekabet üzerindeki etkilerini incelemektedir. Dinamik sinerjiler gibi olumlu etkileri de ele alan Çalışma, gelecekteki ürün pazarlarında artan pazar gücünün bir inovasyon savunmasına dayanak oluşturamayacağı sonucuna varmaktadır. Çalışmaya göre gelişmekte olan rakiplerin devralınması, hedef teşebbüsün inovasyonunu bastırması veya gelecekteki fiyat rekabetini ortadan kaldırması halinde rekabete zarar verebilir. Önemli pazar gücüne sahip yerleşik bir teşebbüsün konumunun sağlamlaşması ise ayrı bir endişe olarak değerlendirilmektedir. Çalışmada ayrıca biyofarmasötik, kuantum bilişim ve temiz teknolojiler sektörlerine ilişkin ayrı bir değerlendirme yer almaktadır. Çalışmadaki görüşler yazarlara aittir ve Komisyonun resmî görüşünü yansıtmayabilir.

Komisyon, yeni AB Birleşme Kılavuzu’nu 2026 yılının son çeyreğinde nihai hale getirmeyi hedeflemektedir.


Birleşik Krallık Rekabet ve Piyasalar Otoritesi, Birleşme Değerlendirme Kılavuzunu Güncelledi

Birleşik Krallık Rekabet ve Piyasalar Otoritesi (Competition and Markets Authority – CMA), 3 Eylül 2026 tarihinde Birleşme Değerlendirme Kılavuzu’nu (Merger Assessment Guidelines – CMA Kılavuzu) güncelledi. Güncelleme, CMA’in rekabeti artırıcı etkinlikleri (rivalry-enhancing efficiencies) nasıl değerlendirdiğine ilişkin yürüttüğü gözden geçirme çalışmasının sonucunda yapıldı. CMA, Ocak 2026’da görüş çağrısıyla başlattığı bu çalışma kapsamında taslak metni 3 Haziran ile 1 Temmuz 2026 tarihleri arasında kamuoyu görüşüne açmıştı.

CMA’in açıklamasına göre güncellemeyle CMA Kılavuzunun yalnızca etkinliklere ilişkin bölümü değiştirildi, diğer bölümlerde ise paragraf numaraları dışında değişiklik yapılmadı. CMA Kılavuzu, rekabeti artırıcı etkinlikleri birleşen tarafları rakiplerine karşı daha güçlü birer rakip haline getiren etkinlikler olarak tanımlamaktadır. Örneğin birleşme sonucunda marjinal maliyetlerin düşmesi tarafları fiyat indirmeye teşvik edebilir veya tarafların inovasyon kabiliyeti ve teşviki artabilir. CMA Kılavuzuna göre bu tür etkinlikler, birleşmenin rekabet üzerindeki olumsuz etkilerini dengeleyerek rekabetin önemli ölçüde azalmasının önüne geçebilir.

CMA Kılavuzu, bu etkinliklerin hangi koşullarda dikkate alınacağını da açıklamaktadır. Buna göre etkinlikler öncelikle rekabet endişesi doğan pazarda rekabeti artırmalı ve bu endişeyi giderecek şekilde zamanında, gerçekleşmesi muhtemel ve yeterli olmalıdır. Etkinlikler ayrıca birleşmeye özgü olmalı, yani birleşme dışında başka bir yolla elde edilememeli ve Birleşik Krallık’taki müşterilere yarar sağlamalıdır. Taraflar öne sürdükleri etkinlikleri doğrulanabilir delillerle desteklemelidir. CMA, delillerin değerlendirilmesinde maliyet ve araştırma geliştirme verileri, yönetim kurulu belgeleri, sinerji analizleri ve entegrasyon planları gibi şirketlerin olağan faaliyetleri sırasında hazırlanmış belgelere daha fazla ağırlık vermektedir. Bu çerçevede CMA Kılavuzu, etkinlik iddiasında bulunmak isteyen tarafların inceleme sürecinin erken aşamasında CMA ile iletişime geçmesini ve hangi delillerin sunulabileceği konusunda CMA’in görüşünü almasını öngörmektedir.

Güncellenen CMA Kılavuzu 3 Eylül 2026 tarihinde yürürlüğe girdi ve bu tarihte veya sonrasında resmî birinci aşama incelemesi başlayan işlemlere uygulanmaktadır. Kamuoyu görüşü sürecine katılanların büyük çoğunluğu, değişikliklerin CMA’in hız, öngörülebilirlik, orantılılık ve süreç ilkelerinden oluşan “4P” yaklaşımıyla (pace, predictability, proportionality, process) uyumlu olduğunu belirtti.