TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Yılmaz'ın Mesajı

Kurulduğu yıllarda TÜSİAD’ın temel işlevi özel teşebbüsün ülke kalkınmasındaki rolünün anlaşılmasını sağlamaktı. 1980’li yıllarda piyasa odaklı dışa açık bir ekonominin kurum ve kurallarıyla işlerlik kazanması mücadelesine katkıda bulunduk. Soğuk Savaş’ın bitmesinin ardından yeni dönemin ruhuna uygun olacak şekilde demokrasimizin derinleşmesi için uğraştık. 2000’li yıllarda demokrasi mücadelesinin ve çağdaş normlara ulaşmanın bir yolu olarak AB üyelik sürecine destek verdik.

 

2010’larda ise başka bir tablo ile karşı karşıyayız. Türkiye’nin son on yıldaki ekonomik performansı dünya koşullarının da etkisiyle ülkemizi yeni uluslararası sistemin önemli aktörleri arasına kattı. Ekonomimiz büyüdü, faaliyet alanları genişledi, çeşitlendi. Bu çeşitlenmenin yanı sıra küresel ekonomideki dalgalanmalar ile birlikte riskler de arttı.

 

Tüm bu gelişmelerin sonucu olarak TÜSİAD’ın da dünyadaki ve Türkiye’deki gelişmeleri daha geniş bir perspektifle ele alma ve birçok konuda daha fazla derinleşme ve uzmanlaşma gereği ortaya çıktı. Yönetim Kurulu seviyesinde üstlenilmesi gereken yeni sorumluluklar gündeme geldi. Bu nedenle, görevimize başlarken Yönetim Kurulu’nun üye sayısını 12’ye çıkardık. Dünya düzeninin yeniden yapılandığı 2013 yılında kurumsal birikimimizi tüm gücüyle seferber ettik. TÜSİAD her yıl olduğu gibi, 2013 yılında da küresel ekonomik konjonktürü, siyaset gündemini ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etti. Türkiye’nin uzun vadeli gündemi olması gereken konulara ağırlık vererek bu konularda kamuoyunu bilgilendirmeye ve bilinçlendirmeye çalıştık.

 

İçinde bulunduğumuz küresel iktisadi gelişmeler, TÜSİAD’ın gündeminin üst sıralarında yer aldı. Küresel ekonomi gündeminin en önemli maddelerinden biri olan ABD ve AB arasındaki Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı (TTYO) girişimi hakkında Türk özel sektörünü bilgilendirmek amacıyla çok sayıda faaliyet gerçekleştirdik. TTYO anlaşmasına Türkiye’nin dahil edilmesi yönündeki görüşlerimizi hem uluslararası platformlarda, hem de yurtiçindeki temaslarımızda sıklıkla dile getirdik.

 

TÜSİAD, G-20 içerisindeki B-20 oluşumundaki aktif çalışmalarına bu yıl da devam etti. Bu kapsamda, 2013 yılında kurulan TÜSİAD B-20 Çalışma Grubu eşgüdümünde, Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı 2015 yılına hazırlık çalışmalarımıza devam ettik.

 

Küresel kriz sonrası güncel iktisadi tartışmaları Türkiye’de gündemde tutmayı amaçlayan faaliyetlerimiz kapsamında ünlü iktisatçı Robert J. Gordon’u ağırladık. “Ekonomik büyüme sona mı erdi?”, “Mevcut inovasyon trendi büyüme için yeterli mi?” gibi küresel iktisadi gündemin kritik sorularını tartıştık.

 

İçinde bulunduğumuz yılın Avrupa Birliği bağlamında en umut verici gelişmesi 22 no’lu “Bölgesel Politika ve Yapısal Araçların Koordinasyonu” başlığının açılmasıdır. Bu gelişme, uzunca bir süredir durağan olan Türkiye-AB ilişkilerinde yeni bir ivmenin oluşmasına neden olduğu gibi, Türkiye’de bölgesel kalkınma ve bölgesel kalkınmışlık farklılıklarının ortadan kaldırılması gibi büyümemizi de doğrudan etkilediğini düşündüğümüz temel konuları gündeme taşımıştır.

 

Türkiye gündemindeki konuları yatay kesen bir doğrultuda hazırlamaya özen gösterdiğimiz programımız kapsamında ve bölgesel kalkınmaya verdiğimiz önem çerçevesinde, Cizre’de çözüm sürecinin iktisadi ayağını ele alan bir kalkınma zirvesi gerçekleştirdik. Zirvede, bölgenin iktisadi olarak süratle kalkınması yönünde atılabilecek adımları bölgenin iş dünyası temsilcileri ve TÜRKONFED ile birlikte değerlendirdik. Cizre ziyaretiyle birlikte oluşturulan “Doğu ve Güneydoğu Anadolu Yatırımcı Danışma Konseyi”nin ikinci toplantısı ise Kasım ayında Batman’da gerçekleştirildi. Bölgede gerçekleştirdiğimiz toplantılarda %4 düzeyindeki Türkiye potansiyel büyümesinin, bölgede çözüm sürecinin başarıya ulaşması ile birlikte 1 puan kadar artabileceğini vurguladık.

Türkiye ekonomisinin potansiyel büyümesini 1 puan kadar yukarıya çıkarabilecek başka bir faktör de eğitimdir. Çalışmalarımızın açıkça gösterdiği üzere, eğitim alanında doğru ve zamanlı adımlar bütün yapısal reformların etkinliğini artıracağı gibi, eğitimin kapsamından niteliğine, eğitimcinin eğitiminden müfredata kadar ele aldığımız kapsamıyla eğitim, önümüzdeki yılda da temel çalışma alanlarımızdan biri olmaya devam edecektir.

 

Siyasi reformlar alanında ise, tüzüğümüzün öngördüğü şekilde insan haklarına saygılı, bireyi temel alan demokratik bir hukuk devleti yolundaki reformların 2013 yılında da takipçisi olduk. En başta yeni Anayasa çalışmaları olmak üzere, demokratikleşme ve yargı paketlerine ilişkin TÜSİAD görüşlerini kamuoyuna sunduk.

 

Demokrasi ve hukuk devleti bağlamında bir seri çalışmayı programımıza aldık. Bu programın ilk ayağında demokrasinin kurumsallaşması konusunu ele aldık. Venedik Komisyonu Genel Direktörü ve Genel Sekreteri Dr. Thomas Markert’in konuşmacı olarak katıldığı konferansta, çağımızda demokrasinin durumu, demokrasinin kurumsallaşması ve sürdürülebilirliğinin sağlanması için gerekli olan kurum ve kurallar ve Türkiye için çıkarılabilecek dersler tartışıldı.

 

Bu çalışmalarımızın bir devamı olarak “Demokrasinin İçselleştirilmesi ve Hukuk Devleti” başlıklı bir toplantı düzenleyerek, demokratik hukuk devleti konusundaki kaygılarımızı dile getirdik.

 

Barışın, insan haklarının ve demokrasinin referansı olan AB, siyasi reformlarımızın da referansıdır. Tüm çalışmalarımızı yatay kesen bir niteliğe sahip olan AB konusunda çalışmalarımıza hız verdik. Münhasır bir AB Komisyonu kurarak, AB’deki muhatap kuruluşlarımız ile birlikte “AB’nin yeniden yapılanması” çalışmalarını başlattık.

 

Yeni Yönetim Kurulu’nun ilk yurtdışı ziyaretini AB Dönem Başkanı İrlanda’ya düzenledik. Yıl içerisinde gerçekleştirdiğimiz tüm temaslarda küresel gelişmeler ve Euro krizinin daha etkin işleyen ve daha geniş bir AB’yi zorunlu kıldığını ifade ettik. Bu nedenle AB’nin artık Türkiye konusunda hata yapmadan, tutarlı ve hızlı ilerlemesi gerektiğini belirttik.

 

TÜSİAD 2014 yılında da Türkiye ve küresel gündem kapsamındaki konular ile ilgili çalışmalarına aynı heyecanla devam edecek. Seçimlerle birlikte yoğun geçecek 2014 yılının gündemini siyasetin belirlemesi bekleniyor. Bu yoğun gündem içerisinde kısa vadeli gündem maddelerinin dışına çıkmayı başararak ve ülkenin geleceğine daha geniş bir vizyonla bakarak yapısal reformlara odaklanacağımız bir yıl geçirmeyi umut ediyoruz.

 

2014 yılında özellikle bazı başlıkların ön plana çıkmasını hedefliyoruz. Gelir dağılımından, Avrupa Birliği’nin yeniden yapılanmasına; tarım ve gıda sektöründeki rekabet politikalarından, yolsuzluk ve rüşvetle mücadeleye kadar uzanan alanlar bu yılın çalışma programında kapsamlı olarak ele alınacak.

TÜSİAD olarak bugüne kadar; dışa açık, rekabetçi piyasa ekonomisini savunageldik. Böyle bir ekonomik sistemin de, ancak bireysel özgürlükler, girişim özgürlüğü, hukukun üstünlüğü ve düzgün işleyen bir yargı sistemi ile gerçekleştirilebileceğini ve sürdürülebileceğini anlatmaya çalıştık. Yeni dönemde de TÜSİAD’ın tüzüğünde yer alan bu hedeflere ulaşılması için katılımcı bir anlayışla çalışmaya ve yapıcı bir üslupla katkıda bulunmaya gayret edeceğiz. Takipçisi olacağımız temel ilkelerin yanı sıra, çalışma programımızın ve ülke gündeminin gerektirdiği çalışmaları yaparken siz değerli üyelerin desteğine, katkılarına, uyarılarına ihtiyacımız olacak.

 

2014 yılında da, TÜSİAD’ın öncülük görevinin her zamankinden daha önemli olduğu kanısındayız. Ülkemizin temel sorunlarının çözümüne ve bunun için gerekli toplumsal mutabakata daha fazla katkıda bulunabilmek ve öncü görevimizi yerine getirebilmek umuduyla, yeni bir çalışma dönemine hazırız.

 

Saygılarımla,

 

 

Muharrem YILMAZ

Yönetim Kurulu Başkanı

 

Bu kategoriden diğerleri: