TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner'in TÜSİAD CEO Forumu Toplantısı Açılış Konuşması

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner'in TÜSİAD CEO Forumu Toplantısı Açılış Konuşması

Sayın Bakanım, TÜSİAD CEO Forumunun Sayın Üyeleri, Değerli Medya Mensupları,

Hepinize hoş geldiniz diyor ve saygıyla selamlıyorum.

Başta ABD olmak üzere, gelişmiş ekonomilerden dünyaya yayılan küresel finansal krizin yansımaları halen devam etmekte.

Türkiye dahil, maliye politikası için yeterli alana sahip gelişen ülkelerde, mali teşviklerin yardımıyla krizden çıkış hızlı gerçekleşti. Gelişmiş ekonomiler ise, halen klasik olmayan genişlemeci para politikalarıyla toparlanma sürecini yürütmeye çalışıyorlar. Maliye politikaları yoluyla krizi yönetmeyi başaran birçok, Türkiye gibi, gelişen piyasa ekonomisinde, toparlanma oldukça güçlü ve kalıcı gibi görünüyor. Birçoğu aslında gelişmiş ekonomiler gibi işsizlik sorunlarıyla uğraşıyor ve aslında büyüme hızı bu kadar birbiri arasında rekabet konusuna geldi ki.. Geçen hafta, kriz kahini olarak ünlenen Roubini’nin İstanbul’da söylediği gibi, büyüme konusunda müzik top 5, top 10 gibi listeleri yapılıyor; ama esasen bu konuyu fazla neşelenmenin risk algılaması açısından bazı sorunların da beraberinde geldiğini de görmemiz gerekiyor. Kamu maliyesi alanında görece olarak rahat olup, hızlı büyüyen gelişen piyasa ekonomilerinde, istihdam açısından ulaşılan düzey yetersiz. Bu da, kimi ekonomilerde kredi patlaması, aşırı ısınma ve enflasyon gibi sorunları beraberinde getiriyor. Kimilerinde ise enflasyonun yerine veya yanına cari açığın eklenmesi gibi sıkıntılı bir durum da yaratıyor.

Önceleri Japonya’da, yakın zamanda ise ABD, İngiltere'de ve Euro Bölgesi’nde klasik para politikalarından farklı bir yaklaşım olarak uygulamaya konulan, miktarsal genişleme politikaları, gelişmiş ekonomilerde krizin yönetimi açısından oldukça kısıtlı etkinlik yarattı. Bu önermeyi rahatlıkla yapmamızı sağlayan şeyler mevcut verilere ilaveten, ABD ve Japonya’nın kredi notlarıyla ilgili olumsuz gelişmeler. ABD’de miktarsal genişlemenin ikinci evresi devam ederken, FED Başkanı Sn. Bernanke’nin ilk kez televizyon karşısında FED toplantısını değerlendirdiği basın konferansı, piyasaların FED başta olmak üzere önde gelen merkez bankalarının politikalarını yeterince açık bulmamalarına bir cevap niteliğindeydi. Piyasaların yoğun belirsizlik karşısında, iş yapmak için daha şeffaf ve öngörülebilir bir politika çerçevesi isteklerini sürekli tekrarladıkları bir ortamda, ortaya konulan bu şeffaflık çabasının tüm ekonomiler için geçerli olduğunun da altını çizmek gerekiyor. 

Şeffaflık ve öngörülebilirlik ihtiyacının yanısıra bir de paradigma değişimi ihtiyacımız var mı, yok mu? Bu tartışılıyor. IMF Başkanı Sn. Dominique Strauss-Kahn’ın vurguladığı gibi Vaşhington Uzlaşması sona erdi. Hatta, IMF'in İkinci Başkanı Sn. Olivier Blanchard'ın, Mart ayındaki IMF Konferansı’nda “Vaşhington Uzlaşması 2” denilmesini ortaya attı. Ayrıca, IMF ve birçok uluslararası ekonomist, iktisat eğitimi dahil, makroekonomik teorinin, mikro ekonomik temellerin tekrar tartışılması gerektiğini ve söylenildiği gibi bu iki üst düzey IMF yöneticisi de sarkacın az da olsa devlet tarafında olduğunu vurguluyorlar, ve hatta Sn. Khan, maliye politikalarının krize bir “uyuyan güzel” anı yakaladığını belirtiyor.

Bugünkü veriler, Türkiye’nin krizi yönetmede pozitif bir ayrışma gösterdiğini ortaya koyuyor. Ancak, aynı zamanda, bizim de bu süreçte olumlu yönde farklılaşan ekonomilerin, tıpkı Türkiye gibi işsizlik sorunu yanısıra, enflasyon ve cari açık tehditleriyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Her ne kadar, Merkez Bankası Başkanımız Sn. Erdem Başçı, aşırı ısınma konusunda güçlü işaretler olmadığını, TÜSİAD CEO Anketi'ne katılan CEO’larımız ise aşırı ısınma olmadığını veya soğutmaya gerek olmadığını ifade etseler de, cari açığın güncel önemi, ısınma konusu üzerinde hepimizin düşünmesi gerektiğini de gösteriyor.  


Sayın Bakanım, Değerli CEO’lar, medyamızın değerli mensupları,

Elbette burada, maliye politikalarının, kamu maliyesinde kalıcı bir bozulma yaratmaması koşulunu aşikâr. Türkiye’nin bu noktada, özellikle 2002 kamu disiplinine gösterdiği özen, bizlerin bir Yunanistan, İspanya, Portekiz, hatta bir ABD ve Japonya tecrübesi yaşatmamızı sağladı. O açıdan maliye politikalarının sürdürülmesi çok önemli bir başarıdır diye de sizle paylaşmak istiyorum. 

Ayrıca, bu vesileyle, Sayın Maliye Bakanımıza, lütfedip aramızda bulunarak bizimle bu güzel CEO Forum etkinliğini paylaştıkları için hepimiz adına teşekkürlerimi iletmek istiyorum.

Teşekkür eder, sözü Sayın Bakanımıza bırakıyorum.


 

Verdiğimiz hizmetleri geliştirmek amacıyla çerezler kullanıyoruz. Daha fazla bilgiye bu linklerden ulaşabilirsiniz: