TÜSİAD’ın yayın organı GÖRÜŞ dergisinin yeni sayısı "Dünya ve Türkiye Ekonomisi - Büyüme Paradigması Değişiyor mu?" kapak konusu ile yayınlandı.
Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan dergiye bir makale ile katkıda bulundu.
Dergide kapak konusu ile ilgili olarak Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Murat Üçer “Küresel Beklentiler ve Sorunlar”, Gazeteci Osman Ulagay “Küresel Krizden Küreselleşme Krizine”, TOBB Üniversitesi Öğretim Üyesi Fatih Özatay, “Ekonomide Nereye Geldik? Nereye Gidiyoruz?, Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Feyzi Baban, “ Küresel Siyasette Belirsizlik ve Riskler” başlıklı makaleleri kaleme aldılar.
TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Dinçer de derginin kapak konusuna bir makale ile katkıda bulundu. Dinçer makalesinde şu ifadelere yer verdi:
“Küresel ticaretin hareketliliği, tartışmalara rağmen küresel bir işbirliği ve müzakere yapısı oluşturmuşken, finansal yapılanma kontrolsüz ve ölçümsüz bir genişleme göstermiş, finansal derinleşme reel ekonomiden kopmuştur. Bu yapı, şimdilerde geri ödemek durumunda kaldığımız suni büyümeleri yaratmış ve yüksek büyümenin yarattığı serap ile küreselleşmenin öngördüğü işbirliği modelleri ve finansal mimari kurulamamıştır. Aynı çerçeve gelişmekte olan ülkelerin de piyasa ekonomilerine entegrasyonunu sağlayacak yapısal reform gereğini neredeyse ortadan kaldırmış ve bu ülke grubu reform sürecinin ortasında bu küresel kriz ile boğuşmaya başlamıştır.
2015 yılını bu bilincin işleneceği bir dönemin başı olarak görmek mümkün. Bir yandan küresel krizin getirdiği düşük büyümeyi yönetmek, ki bu noktada para politikasının boyutu ve derinliği önem kazanıyor, diğer yanda ise G20 gibi bugün itibariyle elimizde bulunan yegane küresel işbirliği aracı ile tüm ülkeleri, piyasa ekonomisinin öngördüğü yapısal reform ajandasında ortak bir anlayışa getirebilmek… Bu anlayış birlikteliği sağlanamaz ise iktisadi hayat tek tek ülkelerin veya ülke gruplarının çabalarıyla gerçek bir optimale ulaşamayacaktır. Üstelik bu dağınık yapı bugün daha sık karşılaştığımız jeopolitik risklerin hem tetikleyicisi, hem de çözümsüzlüğün bir nedeni olarak karşımızda duracaktır. Yani bir finansal mimari sorunu gibi gözüken kriz, kontrolsüz bir siyasi dalgalanmaya dönüşebilecek, küreselleşme süreci çok önemli bir darbe alabilecek ve ülkelerde veya bölgelerde belirgin bir içe kapanma tutumunu yaygınlaştıracaktır.”
“Türkiye ekonomisi ise ilginç bir evrede sayılabilir. Türkiye halen kısa-orta-uzun dönemli geleneksel politika tercihleriyle kendini bir derece bu düşük büyüme sarmalından yalıtma şansına sahip birkaç ülkeden biri. Kadının istihdamdaki yeri, eğitimin niteliğinde atılacak adımlar, bölgesel kalkınma, kamu maliyesindeki oyun alanı, iş ve yatırım ortamının güçlendirilmesi gibi alanlarda, önceliklendirilmesi iyi kurgulanmış bir hareket planı Türkiye’yi % 3-4 büyüme bandından 1 puan yukarı çekebilir. Bunun ötesi, büyük ölçüde küresel işbirliği gerektiren nispeten dışsal faktörlere bağlı hususlardır. Örneğin içinde bulunduğumuz coğrafi bölgede siyasi istikrarın bir nebze düzelmesi, İran P5+1 müzakerelerinin olumlu sonuçlanması veya Rusya-Ukrayna krizinde yeni bir somut aşamaya ulaşılması, Türkiye’yi diğer ülke gruplarına göre çok daha fazla olumlu etkileyebilecek küresel faktörler olarak önümüzde duruyor. Bu arka plan elbette Türkiye’nin dış politika tercihlerinin ve sofistikasyonunun önemini bir kez daha artıyor.
EK: TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Dinçer’in Görüş Dergisi Makalesi