TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAKANI SİMONE KASLOWSKİ - ICT MEDIA RÖPORTAJI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAKANI SİMONE KASLOWSKİ - ICT MEDIA RÖPORTAJI

08 Oca 2021
TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAKANI SİMONE KASLOWSKİ - ICT MEDIA RÖPORTAJI

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaslowski'nin ICTMEDlA'nın sorularına verdiği cevaplar şöyle:

ICT MEDIA: Kasım ayında aşılarla ilgili peşpeşe gelen umut vadeden açıklamalar, yeni yılla birlikte insanoğlunu pandemiyi yenme konusunda biraz daha umutlandırdı. Sizce tünelin ucunda ışık göründü mü? Türkiye ve dünya küresel salgını yeniyor mu?

Simone KASLOWSKİ: 2020 yılı başladığında, çoğu kimse bizi nelerin beklediğini tahmin edemiyordu. Covid-19 ülkelere, bireylere, ekonomilere büyük zarar verdi, gelir dağılımı uçurumu, eşitsizlik ve yoksulluk sorunu derinleşti. Bu süreçte dışarıdan tedariğin riskleri su yüzüne çıktı, tedarik zincirlerinin güvenliği büyük önem kazandı. Yatırım faaliyetleri bu doğrultuda şekil almaya başladı.

Tüm bu gelişmelerin yanında, yılın sonlarına doğru aşı çalışmaları ile ilgili aldığımız haberler, bizlere tünelin sonunda bir ışık olduğu müjdesini verdi. Bilimin insanlığa katkısını bir kez daha gördük. Bu kadar kısa sürede böyle bir ilerlemenin kaydedilmesinin bilim dünyasındaki iş birliği ahlakı, karşılıklı güven ve bilgi paylaşımına dayandığını söyleyebiliriz. Bu yaklaşımın devamlılığı ve bilim insanlarımızın aşı ve ilaç konusundaki yoğun çalışmaları sayesinde bu küresel salgını yenmeyi diliyoruz.

ICT MEDIA: Pandemi yaşamın her alanını olduğu gibi iş dünyasını da etkiledi. Türk sanayi pandemi sürecininde nasıl bir sınav verdi? İş alemi pandemi sürecinden neler öğrendi? Salgının ülkemizde etkili olduğu 2020 yılının bir değerlendirmesini yapar mısınız? Pandemi sonrası süreç için beklenti veya hedeflerinizi anlatır mısınız?

Simone KASLOWSKİ: Pandemi, tüm dünyada olduğu gibi, hem reel kesimi hem de bankacılık kesimini çok zorladı. 2020nin ilk yarısında, ekonomilerde kapatmalara maruz kaldık. Ekonomide %10'a yakın daraldığımız bir 2. çeyrek geçirdik Ardından aldığımız önlemler ve kredi büyümesini, biraz da fazlaca destekleyen politikalarla üçüncü çeyrekte neredeyse %7'ye yakın büyüme kaydettik Bu yılı da %1'e yakın pozitif bir büyüme ile kapatıyoruz. Risklerin ise henüz bittiğini düşünmüyorum. Virüse dair son dönem mutasyon haberlerinin yarattığı endişe, ülkelerin yeniden kapanıyor olması, hem global ticareti sekteye uğratıyor hem de ihracatımızın en yoğun olduğu Avrupa bölgesi açısından zorlu bir döneme işaret ediyor.

Öte yandan tüm dünyada borçluluk ve işsizlik oranlarının artıyor olması da diğer bir endişe kaynağı. Bunların hepsi iktisadi toparlanma önünde bir engel maalesef. Her ne kadar aşılama hızlanacak olsa da, ekonomilerde bahsettiğimiz toparlanma süreçleri bir miktar uzayabilir. Reel ekonomide 2021 ilk çeyrek, küresel ekonomide olduğu gibi, Türkiye açısından da zorlu geçecek gibi gözüküyor. Hem büyüme hem işsizlik tarafında sorunlarımız devam ediyor. Toparlanma zaman alacaktır. Zamanı iyi kullanır, doğru politikalara devam edersek 202Tin ikinci yarısının görece daha aydınlık olacağı kanaatindeyim.

Tüm zorluklara rağmen, pozitif kazanımlara da bakmak lazım. TÜSİAD olarak uzun zamandır dijital dönüşümün kaçınılmazlığına dikkat çekiyorduk. İş dünyası pandemi döneminde teknolojiyi daha hızlı kullanmak zorunda kaldı. Zorunda kaldı çünkü başka çare yoktu. Covid sayesinde, global ekonomide çokça konuştuğumuz "dijital dönüşüm" bir anda hayatımızın ortasına oturdu. Süreç neyi gerektiriyorsa, değişen koşullara hızlı adapte olmayı da öğrendik. Geçmişte pek çok kriz atlatmış sanayicilerimizin, reel kesimin, bu deneyimlerin de etkisiyle, hızla olumsuza dönen koşullara son derece esnek yanıt verecek kabiliyette olduğunu da gördük. İş dünyası olarak "önceliklendirmenin" gereğini ve katma değer sağlamanın yöntemlerini tekrar anlamamız gereken bir deneyim yaşadık. Hala da bu sürecin içinde olduğumuzu söyleyebilirim.

ICT MEDIA: Hükümet yetkilileri gündemlerinde yeni bir hukuk reformu olduğunu açıkladı. Bu çerçevede Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan ve Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, reformlarla ilgili olarak TÜSİAD'ı ziyaret etti. Ekonomik kalkınma ile hukuk devleti arasında nasıl bir ilişki var?

TÜSİAD olarak ekonomide yatırım ikliminin oluşması ve güven ortamının sağlanması yönünde somut önerileriniz nelerdir?

Simone KASLOWSKİ: Hukuk alanı hem yatırım ortamı hem de genel olarak güven ve özgürlük ortamı bakımından önemli. Yatırımcı, kararlarını alırken ekosisteme bütün olarak bakar. Tedarik zincirlerinin genel olarak Batıya, Avrupa'da ise yakın çevresine kaymasının hedeflendiği bu dönemde coğrafi konumun tek başına avantaj teşkil etmediğini, ortak değerlerin de dikkate alındığını biliyoruz. Atacağımız adımlar bu bağlamda kritik önemde.

Reform sürecinin farklı boyutları olabilir. Yatırımcının hayatını kolaylaştıracak mevzuat bazında yapılabilecekler olduğu gibi, hukuk devleti ilkesinin tam anlamıyla hayata geçmesi için daha kapsamlı adımlar da gerekebilir. Yargı bağımsızlığının, adil yargılanma hakkının tam anlamıyla sağlanması, hukukun öngörülebilir olması, insan hakları ve yatırım ortamında kalıcı ilerlemeler getirecek yapısal değişiklikler, reform sürecine katkı sağlayacaktır. Bu yönde adımların atılması kalıcı olarak yurt içinde ve yurt dışında güven ortamını güçlendirecektir. Buna paralel olarak iş yaşamını doğrudan etkileyen düzenleme ve uygulamaların amacına uygun, ölçülü, öngörülebilir ve piyasa ekonomisi ilkeleriyle uyumlu olması gerekiyor. Düzenleme kalitesinin artırılması, düzenlemeler hayata geçmeden önce ilgili taraflarla, sivil toplum örgütleri ile istişare edilmesi de ekonomi ve yatırım ortamının güçlenmesi için önemli bir gereklilik Başlatılan istişare sürecinin devamını önemsiyoruz.

Yargı bağımsızlığının, adil yargılanma hakkının tam anlamıyla sağlanması, hukukun öngörülebilir olması, insan hakları ve yatırım ortamında kalıcı ilerlemeler getirecek yapısal değişiklikler, reform sürecine katkı sağlayacaktır. Bu yönde adımların atılması kalıcı olarak yurt içinde ve yurt dışında güven ortamını güçlendirecektir.

ICT MEDIA: ABD'de yaşanan lider değişimi, Avrupa Birliği ve bölgemizde yaşanan gelişmeleri dikkate aldığınızda yakın gelecekte bizleri nasıl bir dünya bekliyor? Ülkemizin küresel ve bölgesel ilişkilerde öncelikleri ve hedefleri neler olmalıdır? TÜSİAD'ın uluslararası ilişkiler, demokratikleşme ve hukuk devleti konusunda perspektiflerini anlatır mısınız?

Simone KASLOWSKİ: Her alanda olduğu gibi dış ilişkilerde de çalkantılı bir yılı geride bırakıyoruz. Pandemi neticesinde ülkelerin önceliklerini ulusal sağlık ve ekonomi alanlarına yoğunlaştırmasıyla, özellikle yılın ilk yarısında, uzlaşıdan ziyade hem ülkeler arasında hem de ülkelerin kendi içlerinde çatışma ve ayrışmalar yaşandığını gördük Yılın ikinci yarısında ise AB hızlı bir toparlanma sürecine girdi ve Yeni Nesil AB'yi hayata geçirmek üzere önemli adımlar attı. ABD'de ise seçimleri Bidenin kazanması ile transatlantik ittifakın çok daha derin ve kapsamlı şekilde yeniden canlanacağını anlıyoruz. AB ve ABD'nin Türkiye'ye yönelik izlenecek politika için ortak hareket etmesi, hukuk devleti, demokrasi gibi ortak değerler çerçevesinde bir tutum belirleyeceklerinin sinyallerini almaya başladık.

Türkiye açısından 2020'de karşı karşıya kaldığımız ikili ve çok taraflı anlaşmazlıkların uluslararası hukuk ve hakkaniyet çerçevesinde kalıcı olarak çözülebileceğini mümkün görüyoruz. Dış politikanın bir yandan güvenlik sağlarken diğer yandan da refahı artırması gerektiğine inanıyoruz. Önümüzdeki dönemde sosyal ve ekonomik alanda bizi rahatlatacak, dış ilişkilerimizde işbirliğini, siyasi ve ekonomik kazanımları konuşacağımız taze bir başlangıç yapmamıza fırsat verecek hukuk ve ekonomi reform gündemimizi hızla hayata geçirmeliyiz. İstikrarlı ekonomiye sahip olmak, hukukun üstünlüğünü önceliklendiren demokratik bir ülke olarak öne çıkmak kritik önemde. AB entegrasyon hedefi korunurken, Gümrük Birliği'nin Avrupa Yeşil Anlaşması ve Dijital Tek Pazar ile uyumu yönünde güncellenmesinin iki tarafa da sağlayacağı faydayı görüyoruz. Ülkeler arası ilişkilerde karşılıklı güven ortamının oluşturulması çok önemli. 2021 yılında bu yönde adımlar atılmasını bekliyoruz. Nitekim Sayın Cumhurbaşkanımızın son dönemdeki konuşmalarında ve AB Dönem Başkanı olan Almanya Başbakanı Sayın Merkel'in yanısıra AB Konseyi Başkanı Charles Michel ile gerçekleştirdiği görüşmelerde Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde yeni bir sayfa açmak istediği ve ülkemizin geleceğini AB ile kurma arzusunu dile getirmesi olumlu sinyaller göreceğimizi işaret etmekte.

Ülkemizin ve sanayimizin dijital dönüşüme ne kadar hazır olduğu, bu süreci daha da güçlendirmek için ihtiyaçların neler olduğu soruları TÜSİAD'ın çalışmalarına yön veren en temel konular arasındadır. Yaptığımız gözlemler iş dünyasının dijital dönüşümün öneminin ve getirilerinin farkında olduğunu fakat başarılı bir dijital dönüşüm süreci için yolun başında olduğunu göstermektedir.

ICT M E Dİ A: Sanayi 4.0, loT, yapay zekâ... Son yıllarda en fazla gündeme gelen konular. Türkiye ve sanayisi dijital dönüşüme hazır mı? Pandemi dijital dönüşümü hızlandırdı mı? Dijital dönüşüm, Türk sanayisi ve ekonomisi için ne tür bir potansiyel ve fırsatlar taşıyor?

Simone KASLOWSKİ: Ülkemizin ve sanayimizin dijital dönüşüme ne kadar hazır olduğu, bu süreci daha da güçlendirmek için ihtiyaçların neler olduğu soruları TÜSİAD'ın çalışmalarına yön veren en temel konular arasındadır. Yaptığımız gözlemler iş dünyasının dijital dönüşümün öneminin ve getirilerinin farkında olduğunu fakat başarılı bir dijital dönüşüm süreci için yolun başında olduğunu göstermektedir. Dördüncü Sanayi Devrimi'nin getirdiği yenilikçi teknolojilerin birçoğu ülkemizde başarıyla üretilmekte ve uygulanmaktayken özellikle sağlıklı bir dönüşüm sürecinin en kritik öğelerinden şirket stratejisinde, iş yapış modellerinde ve organizasyonel yapılardaki dönüşüm gibi konularda maalesef rakip ülkelere göre daha geride olduğumuzu gözlemliyoruz. Covid-19 sürecinin tüm bu dijital dönüşüm sürecini daha da hızlandırdığını; bu yolculuğa başlamış şirketlerin yatırımlarım yoğunlaştırdığını, henüz başlamamış şirketlerin ise adım attıklarını memnuniyetle söyleyebiliriz.

Dijital teknolojilerin üretim sistemlerine entegre edilmesinin yanı sıra Covid-19 sürecinin şirketlerin özellikle iş modellerinde gerçekleştirdiği değişim dijital dönüşüm sürecinin uzun vade perspektifi ile içselleştirilmesi açısından ümit verici.

Dijital dönüşüm sürecinin üretim maliyetlerinin düşürülmesi yoluyla karlılığı artırması yanı sıra ülkemizde yaratılan katma değeri ve ihracat sofistikasyonunu artırmadaki etkisi yadsınamaz. Sanayi 4.0'ın ekonomik olarak yarattığı bu fırsatlar yeni dönemin gerekliliklerine göre donanmış, yeni işlere ve iş yapış modellerine uyumlu, nitelikli insan gücü ve güçlü bir inovasyon ekosistemi ile birleştiğinde ülkemizin küresel rekabetçilikte hak ettiği sıralara hızla çıkacağına inanıyoruz.

ICT M EDI A: Hükümet her alanda "yerli ve milli" vurgusu yapıyor. Küreselleşen dünyada yerli ve millik nasıl olabilir? Türkiye yerli ve milli teknolojiler üretebilmesi için neler yapılması gerekir? Uygulanan teşvik ve modeller doğru ve yeterli midir?

Simone KASLOWSKİ: Dördüncü Sanayi Devrimi küresel rekabetçilik oyununun kurallarını hızla değiştirdi. Çin, Güney Kore gibi ülkeler dijital teknolojilere yaptıkları yatırım ile üretim yetkinliklerini güçlendirirken, Amerika Birleşik Devleti ve Almanya gibi gelişmiş ülkelerin üretimlerini yeniden kendi ülke sınırlarına çektiğini görüyoruz. Avrupa Birliğinin yeni sanayi stratejisi dijital dönüşümün yanında stratejik otonomi kavramına vurgu yapıyor. Dönüşen küresel tedarik zincirlerinin yanı sıra Covid-19 salgınının getirdiği riskler, ülkelerin katma değerli üretimi ve stratejik hammadde yatırımlarını kendi ülke sınırları içerisinde yapmalarını teşvik ediyor.

Tüm bu küresel gelişmeler ışığında TÜSİAD olarak biz de dijital teknolojilerin ülkemizde üretilmesinin ve kullanılmasının küresel rekabetçiliğimiz açısından kritik önemde olduğunu dile getiriyoruz. Bu çerçevede, yerli ve milli üretimin çerçevesini, ülkemizde yüksek katma değerin yaratılması ve ülkemizin küresel rekabetçiliğinin artırılması için dijital teknolojilerin üretim modellerine entegre edilmesi ve bu teknolojilerin ülkemizde üretilmesi yetkinliğinin geliştirilmesi olarak çiziyoruz. Bunun için de hiç kuşkusuz şirketlerin Ar-Ge ve inovasyon yetkinliklerini geliştirmeleri; bu alanlardaki yatırımlarını stratejik önceliklere göre şekillendirmeleri gerekiyor. Bunun yanında iş modellerini ve iş gücü yetkinliklerini Dördüncü Sanayi Devrimi'nin dinamiklerini içselleştirecek şekilde güncelleyerek dönüştürmeleri ve bunu mümkün kılacak mekanizmalara ana yatırım alanları içinde yer vermeleri önemli. Şirket stratejilerinin yanı sıra destek ve teşvik mekanizmaları dahil olmak üzere ülke politikalarının da bu hedefe hizmet edecek şekilde entegre olması gerekiyor.

Dijital dönüşüm sürecinin üretim maliyetlerinin düşürülmesi yoluyla karlılığı artırması yanı sıra ülkemizde yaratılan katma değeri ve ihracat sofistikasyonunu artırmadaki etkisi yadsınamaz. Sanayi 4.0'ın ekonomik olarak yarattığı bu fırsatlar yeni dönemin gerekliliklerine göre donanmış, yeni işlere ve iş yapış modellerine uyumlu, nitelikli insan gücü ve güçlü bir inovasyon ekosistemi ile birleştiğinde ülkemizin küresel rekabetçilikte hak ettiği sıralara hızla çıkacağına inanıyoruz.

ICT MEDIA: TÜSİAD yaptığı açıklamalarda 4. Sanayi Devrimi konusunu, ülke gündeminin öncelikleri arasında gördüğünü belirtiyor. Ülke olarak "Sanayide Dijital Dönüşüm" yarışında başarılı olabilmek için neler yapılmalı? Hükümetle iş dünyasının dijital dönüşüm konusundaki öncelikleri örtüşüyor mu? Dijital dönüşüm yolculuğunda "riske düşmemek" için şirketler ne tür adımlar atmalı?

Simone KASLOWSKİ: Ülkemizin küresel rekabetçiliğine hizmet edecek şekilde dijital dönüşüm yolculuğunda başarılı olabilmesi için ısrarla vurguladığımız hususlar; dijital teknolojilerin yanı sıra nitelikli insan kaynağı, sağlıklı işleyen bir altyapı (enerji, BİT siber güvenlik dahil olmak üzere), stratejik sanayi yatırımları, paydaşlar arası etkili işbirlikleri, yüksek Ar-Ge ve inovasyon yetkinliği, sürdürülebilir bir teknoloji ekosistemi olarak öne çıkıyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız tarafından hazırlanan 2023 Sanayi ve Teknoloji Stratejisinin yanı sıra ilgili kamu kurum ve kuruluşlarımızla tüm temaslarımızda kamunun özel sektör ile benzer önceliklere ve vizyona sahip olduğunu görüyoruz. TÜSİAD SD2 Programımız, Ar-Ge temalı faaliyetlerimiz başta olmak üzere tüm çalışmalarımızda ilgili kamu kurumlarımızla işbirliği ve istişare içindeyiz. Ülkemizde sürdürülebilir bir inovasyon ekosisteminin yaratılması hedefiyle kamu ve iş dünyasının işbirliği içinde hareket etmesinin kritik önemdedir.

Burada en önemli görevlerden biri de özel sektöre düşüyor. Şirketlerimiz dijital dönüşüm yolculuğunda çevik ve planlı olarak hareket etmeli; önceliklerini ve stratejilerini belirleyip yatırımlarını gerçekleştirmekler. İnsan kaynağından veri güvenliğine, dijital teknolojilerden organizasyon yapılarına, iş modellerinden paydaşlarla işbirliklerine kadar her alanda dönüşümü bütünsel olarak ele almak gerekiyor.

Verdiğimiz hizmetleri geliştirmek amacıyla çerezler kullanıyoruz. Daha fazla bilgiye bu linklerden ulaşabilirsiniz: