TÜSİAD SD² Programı Görev Gücü Başkanı Perihan İnci - Fortune Dergisi Söyleşisi

TÜSİAD SD² Programı Görev Gücü Başkanı Perihan İnci - Fortune Dergisi Söyleşisi

04 Eyl 2020
TÜSİAD SD² Programı Görev Gücü Başkanı Perihan İnci - Fortune Dergisi Söyleşisi

"DİJİTAL DÖNÜŞÜMDE DOĞRU EKOSISTEM"

TÜSİAD Sanayide Dijital Dönüşüm [TÜSİAD SD2) programı Görev Gücü Başkanı Perihan İnci, bu ünvanı kadar sanayinin içinden gelen bir iş kadını olarak da SD2'de gelinen noktadan heyecan duyuyor.

TÜSİAD SD2 programında üçüncü dönem başlarken KOBİ düzeyindeki teknoloji tedarikçileri ile büyük sanayi şirketlerinin aynı dili konuşmasını sağlamaya çalışmaktan birlikte çözüm geliştirme noktasına ulaşılmış durumda. Kat edilen mesafe çok etkileyici. Bu sene pandemi nedeniyle süreç daha yavaş ilerlese de, daha önce fiziksel dünyada yapılan etkinliklerin dijital dünyaya taşınması dijital dönüşümün heyecan verici bir diğer boyutunda etkileyici bir aşama kaydedilmesini sağlıyor. TÜSİAD Sanayide Dijital Dönüşüm (TÜSİAD SD2) programı Görev Gücü Başkanı Perihan İnci için hem TÜSİAD üyesi hem de yılların sanayici iş kadını olarak heyecan verici olan SD2 programı Türkiye için de çok önemli bir anlam taşıyor. Teknoloji tedarikçisi KOBİ'ler ve büyük sanayi şirketleri tarafından birlikte geliştirilen çözümler, Almanya ve Japonya'da Endüstri 4.0 devriminin zirvesinde uygulanan co-creation (birlikte yaratma) yaklaşımını Türkiye'nin de yakalamasını sağlıyor.

TÜSİAD SD2'de başlangıçtaki hedefleriniz ile bugün geldiğiniz noktayı karşılaştırır mısınız?

TÜSİAD olarak iş dünyasının dijital dönüşüm konusunda farkındalığının artmasına ve sanayinin dijital dönüşüm kapasitesinin artırılmasına yönelik çalışmalar yapmak en temel önceliklerimizden biri ve 2015 yılından beri bu konuda çalışmalar yapıyoruz. Tüm bu çalışmalarımızda tanık olduğumuz önemli bir durum söz konusuydu. Bu da başta KOBİ ölçeğinde olanlar olmak üzere teknoloji üreten şirketlerin, dijital dönüşüm alanındaki yetkinliklerini teknoloji kullanıcılarına göstermek için gerekli kanallara sahip olmadıklarıydı. Gerek teknoloji kullanıcısı gerekse teknoloji üreticisi şirketlerin dile getirdiği bu talep ve ihtiyaçları değerlendirdik ve onları bir araya getirecek bir platform olarak 2018 yılında TÜSİAD SD2 Programını başlattık.

Programımızın temel amaçlarından biri, bu alanda ilham verecek başarılı örnekler oluşturmaktı. Programımızın üçüncü yılında bunu başardığımızı görüyor ve bundan büyük mutluluk duyuyoruz. Üçüncü yılımıza girerken en temel amacımız olan sanayicilerle teknoloji üretenleri bir araya getirme ve sektörler arası geçiş sağlama sonuçlarına ulaşmış bulunuyoruz, İlk yılımızda web platformumuza kayıt olan 535 teknoloji tedarikçisi, ikinci yılımızda bin 160'A ulaştı ve tedarikçi ağı 2020 döneminde daha da büyüyecek. 2020 çağrılan teknoloji tedarikçilerinin başvurularına halihazırda açık. Programda, ilk iki yılda web platformundaki 2 bin 182 takipçi ve tedarikçiden oluşan ekosistem oluştu. Önümüzdeki dönemde gerek tedarikçi gerekse kullanıcı firma sayısında artış bekliyoruz.

Büyük şirketler program kapsamındaki teknoloji tedarikçisi KOBİ'ler ile çalışarak daha önceki operasyonlarına oranla nasıl bir fazladan katkı elde etti?

Sanayide dijital dönüşüm uygulamalarında büyük şirketlerin TÜSİAD SD2 kapsamındaki projeleri, üretimde mükemmeliyet ve otomasyon teknolojilerinde orta ve uzun vadede yaratılacak katma değerin artırılması açısından çok kıymetli. Bugüne dek Kordsa, Arkas holding, Ford, Enerjisa, Borusan, Tofaş, Eczacıbaşı, Umur Basım, Kastamonu Entegre, TFI Tab Gıda gibi farklı sektörlerden şirketlerin açtığı çağrılarla 31 ihtiyaç alanında 31 teknoloji tedarikçisi KOBI ile buluşulması ve projeler gerçekleştirilmesi çok önemli gelişmeler. Eşleşmelerden doğan ortak projelerin ölçümlenebiliyor olması da ortaya konulan somut faydaların tanımlanması açısından ayrıca önem taşıyor. Projelerin yarattığı katma değere bakarsak, enerji gibi önemli maliyet kalemlerinde yüzde 30'a varan azalma, ilgili pazar payında yüzde 17 ye varan artış görebiliyoruz. Programda pek çok somut fayda ve katma değer üreten örneğe tanıklık ettik.

Tedarikçi KOBİ'ler bu referanslar ile yeni müşteriler bulma fırsatı yakaladı mı?

Programın en önemli boyutlarından biri teknolojik ürün ve hizmet geliştiren tedarikçi KOBİ’lerin ürün ve çözümlerini tanıtma, kullanıcı tarafındaki problem alanlarını görme, müşteri doğrulama, kullanıcıların sahasında ve verisiyle çalışma, kullanıcı şirketlerle uzun soluklu iş birliği geliştirme, programdaki tüm kullanıcılarıyla tanışma imkanına sahip olması. Dolayısıyla ticari anlamda da pek çok iş birliğine kapı aralanabiliyor. Gözlemlediğimiz en önemli etkilerden biri de Türkiye'de belirli ihtiyaçlara yönelik çözüm üreticisi bulunmadığını düşünen firmaların programımız aracılığıyla aradıkları tedarikçilere ulaşabilmeleri oldu.

Bu model, Türkiye iş dünyasına tavsiye edebilecek düzeyde örnekler yarattı demek mümkün mü?

Dijital dönüşümün iş dünyasında benimsenmesi ve katma değer üretebilmesi için ana sanayiyle tedarik sanayinin birlikte hareket etmesi gerekiyor. Yani ne ana sanayi kendi dönüşümünü teknoloji tedarikçileri olmadan yapabilir ne de tedarikçiler ana sanayi olmadan gelişebilir.

Bu birlikteliğin ve sinerjinin önemini TÜSİAD olarak vurguluyoruz. Bu projenin gelişim sürecinin bu anlamda bir model oluşturduğunu ifade edebiliriz. Teknoloji tedarikçilerinin başvuru esnasındaki sorularına dahi "Acaba nasıl bir büyük veri üretebiliyoruz?" diye bakıyoruz. Türkiye'de bu dönüşümü konuşurken nelere dikkat etmek gerektiğini de deneyimliyoruz. Bu öğretiler bizim de paydaşlarla ve politika yapıcılarla buluştuğumuz anlarda ilham verici bilgiler olarak öne çıkıyor.

Bu çalışma, bundan sonraki projeler için de bizim açımızdan son derece etkili bir ilham kaynağı olacak.

TÜSİAD SD2, içinde bulunduğumuz konjonktürde Türkiye'nin büyük şirketlerine ülke içinde ve global olarak rekabetçilik konusunda ne ölçüde katkı sağlıyor?

Yeni çağı en doğru şekilde tanımlayan dönüşüm olgusunu hayatımızın her alanında hissediyoruz. Değişen müşteri talepleri ve kişiselleştirme; değerin veriye, öğrenmeye ve bunlarla paralel yeni iş modellerine kayması; doğal kaynak ve hammadde kısıtları, sürdürülebilirlik konusundaki farkındalığın yükselmesi ve nitelikli insan kaynağına artan ihtiyaç bu dönüşümün ana eksenleri olarak tanımlanıyor. Bu dönüşüme ayak uydurulması gerekliliği de iş dünyasını daha hızlı karar vermeye, daha çevik iş modelleri geliştirmeye zorluyor. Halen yaşamakta olduğumuz pandemi sürecinde dijital teknolojileri iş modellerinin merkezine almanın yatırım ortamının sürdürülebilirliği açısından ne kadar kritik olduğunu tecrübe ettik. Dijital dönüşümde yol kat etmiş işletmelerin toparlanmalarının daha hızlı olduğunu görüyoruz. Dijital dönüşüm konusunda önemli yol kat etmiş olan ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de yeni teknolojiler ve bunların yarattığı yeni alanlar için gereken yeni regülasyon ve hukuki altyapı ihtiyacının hızla ele alınması gerekiyor.

Ülke olarak dijital dönüşümden nasıl bir rekabet gücü elde edebiliriz?

Türkiye'nin lojistik açıdan ulaşılabilir bir yerde olması gibi hususlarda son derece iyi bir noktadayız. Rekabet alanımızı henüz koruyabilirken bu dönüşümü sağlamalıyız. Dönüşümün sağlanması sayesinde teknolojiyi kendi içinde üreten Polonya ve Çekya gibi ülkelerin cazibesini artırdığı bir rekabette yerimizi alabiliriz. Bu anlamda geride kalmak ülkemiz açısından kesinlikle bir tehdit. En büyük tehdit ise insan kaynağının dönüştürülmemesi. İnsan kaynağında dönüşüm için eğitim yatırımlarını ivedilikle yapmalıyız. Çocuklarımıza, olaylara ve teknolojiye farklı bir gözle bakma alışkanlığını kazandırmamız gerekiyor. Eğer bunu yapamazsak, istediğimiz kadar makinalarımız olsun, onu programlayacak, yeni teknolojiler geliştirebilecek insanı bulmaya ve eğitmeye çalışmamız gerekecek.

Verdiğimiz hizmetleri geliştirmek amacıyla çerezler kullanıyoruz. Daha fazla bilgiye bu linklerden ulaşabilirsiniz: